Şeytanın reklam verdiği otobüs

"Tanrı muhtemelen yok; bu yüzden endişelenmeyi bırakın ve keyfinize bakın!" Ateistlerin bu meşhur sloganı, bugünlerde Londra sokaklarında dolaşan şehir hattı otobüsleri ve metrolara asılan afişlerde yer alıyor. Kampanyayı "Darwinci ateistler" yürütüyor

Darwin'in zamanımızdaki halefi Richard Dawkins'in başını çektiği "ateist afiş kampanyası" İngiltere'nin diğer şehirlerine yayıldığı gibi, medya aracılığıyla dünyayı da dolaşıyor. Söz konusu kampanyaya birkaç ateistin macerası gibi bakmak hata olur. Aksine, birkaç asır önce başlayıp gittikçe büyüyen bir kampanya olarak görmek gerekir. Bu yazımda "ateizm kampanyası"nın nasıl başladığını anlatacağım. Kısa sürede hem Avrupa'yı hem de dünyayı nasıl tesir altına aldığını tahlil edeceğim.

İlginçtir, 16. ve 17. yüzyılda, Avrupa'da birine "ateist" demek büyük bir hakaret olarak algılanırdı. Ateizm kavramının bir grubu tanımlayıcı olarak belirmesi 18. yüzyılın bitimine doğru gerçekleşti. Ateist düşüncenin kök salması ise 19. yüzyılın sonunu buldu. Bu dönemde birçok Batılı filozof ve düşünür, ateizmi aleni olarak savunmaya başladı. Ateizmin yaygınlaşıp toplumsal bir harekete dönüşmesi ise 20. yüzyılda gerçekleşti.

Ateizmin Avrupa'da kök salmasında hiç şüphesiz Darwin'in evrim teorisinin çok büyük katkısı olmuştur. Zaten, "Ateist Afiş" kampanyasının öncülüğünü Darwincilerin yapması tesadüf değildir. Çünkü, Hıristiyan Avrupa'nın imanını kaybetmesinde Darwin öncü rol oynamıştır. Darwin, 1831 yılında atasının kemiklerini bulmak için çıktığı yolculuktan binlerce fosille geri dönmüş; ancak gerçek atasını kaybetmişti. Sadece atasını değil, imanını da kaybetmişti.

Darwin'in açtığı yolda binlerce bilim adamı yürüdü ve yürümeye devam ediyor. Onun evrim teorisi, modern Batı düşüncesinin her alanını etkiledi. Sosyologlar, sosyal Darwinizm'i geliştirdi. Kozmologlar, kâinatın evrimle nasıl oluştuğuna ilişkin kuramlar kurdu. Psikologlar, insan davranışlarını evrimsel kalıntılarla izah etmeye çalıştı. Tıpçılar, Darwinci prensiplerle niye hastalandığımızı açıklama yoluna gitti. Hâsılı, Darwinci dünya görüşünden nasibini almayan hiçbir bilim dalı kalmadı.

Geçen asrın öncü biyologlarından Theodosius Dobzhan­sky'e göre, "Evrim aydınlatması olmazsa biyolojideki hiçbir şey makul görünmüyor". Edward Wilson ise evrimin evrenin gizemlerini çözdüğünü ve teolojinin sonunu hazırladığını iddia eder: "Teolojinin bağımsız entelektüel bir disiplin olarak devam etmesi pek olası değildir." (1) Nitekim evrime direnmekte zorlanan teologlar, inanç esaslarını evrim teorisiyle uyumlu hale getirmek yarışına girdi. Papa John Paul II bile, 1996 yılında Pontifical Academy Sciences'ta yaptığı konuşmada, "Yeni bilimsel bulgular, evrimi teori olmanın ötesinde kabullenmemiz gerektiğini gösteriyor." diyerek evrimin hakikat olabileceğini kabul etti. Ancak, İncil ile bağdaştırmakta zorluk çektiğinden dolayı sözlerine şunu da ekledi: "Eğer ilk insan bedeni başka canlılardan türemişse, ruhu doğrudan Tanrı tarafından yaratılmıştır."

Aradan geçen bir buçuk asırlık süre zarfında Darwin'in izinden giden milyonlarca kişi, Darwin gibi, atasını kaybetmekle kalmadılar, imanlarını da kaybettiler. Öyle ki, bir zamanlar Haçlı Savaşları yapan "Hıristiyan Avrupalılar", büyük çoğunluk itibarıyla "Ateist Avrupalılar"a dönüştü.

Günümüzde ateist hareket büyüyerek devam ediyor. Aşağıdaki tabloda gösterilen, 2006 yılının sonlarında Financial Times'ın yaptığı, altı Avrupa ülkesi ve ABD'yi kapsayan anketin sonuçlarına göre, Amerikalıların yüzde 73'ü, İtalyanların yüzde 62'si, İspanyolların yüzde 48'i, Almanların yüzde 41'i ve Fransızların yüzde 27'si Tanrı veya yüce bir güce inanıyor. Kesin olarak hiçbir yaratıcı güce inanmayan "mutlak ateistler", bir yaratıcıya inanmayıp inançsızlığından şüphe duyan "meşkûk ateistler" (agnostikler) ve inancının olup olmadığından emin olmayan "defacto ateistler"in sayısı, söz konusu beş Avrupa ülkesinde toplumun neredeyse yarısına denk geliyor.

İtalyanların yüzde 30'u, İspanyolların yüzde 44'ü, Almanların yüzde 49'u, İngilizlerin yüzde 49'u ve Fransızların yüzde 68'i kendilerini mutlak, meşkûk veya defacto ateist olarak tanımlıyor. Cevap vermek istemeyenlerin bir kısmının da ateist olduğunu varsaydığımızda, Avrupa'da her iki insandan birinin bir yaratıcı güce inanmadığı ortaya çıkıyor. Hatta Fransa'da her üç kişiden ikisi Yaratıcı'ya inanmıyor.

Avrupa Birliği'nin resmî bir yayını olan Eurostat Eurobarometer'in 2005 yılında bütün Avrupa ülkelerini kapsayan anketi de Financial Times'ın yukarıdaki rakamlarını teyit ediyor. Söz konusu anketin sonuçlarına göre, bütün Avrupa ülkelerinde herhangi bir Tanrı inancı olduğunu söyleyenler toplumun yalnızca yüzde 52'sine denk geliyor. Bu rakamlar "Hıristiyan Avrupa" yerine "Ateist Avrupa" tanımlamasının günümüz gerçeğine daha uygun düştüğünü gösteriyor.

Dünyadaki bütün dinlerle ilgili araştırmaları takip edip istatistikler yayınlayan bir siteye göre, eğer bir din olarak kategorize edilirse ateizm, Hıristiyanlık ve İslamiyet'ten sonra 1,1 milyar mensubuyla üçüncü sırada yer alıyor. Nitekim İngiltere, 2004 senesinden beri okullarda din dersinde ateizmi bir din gibi öğretiyor.

Başta Avrupa'da olmak üzere dünyanın birçok yerinde giderek artan sayıda insanın ateist olması seküler bilim ve evrim görüşüne dayalı eğitimden kaynaklanıyor. Yazının başında da belirtiğimiz gibi, evrim insana gerçek atasını kaybettirmekle kalmıyor, imanını da kaybettiriyor. Çünkü, evrim teorisi, Allah'ın en muhteşem eserleri olan canlıları sebeplere, tabiata ve tesadüfe veriyor. En parlak ilahi ayetlerin üstünü kalın bir perdeyle örtüyor. Aynı düşünceden etkilenen başka bilim adamları ise diğer ilahî eserler için benzer şeyi yapıyor. Ve sonuçta yaratıcıya ihtiyaç olmadan her şey izah ediliyor. Tabir yerindeyse, Allah'a verecek hiçbir şey kalmıyor.

Evrim teorisinin insanları ateist yaptığını Darwinci birçok bilim adamı da itiraf ediyor. Örneğin, Cornell Üniversitesi'nden meşhur biyoloji tarihçisi olan William Provine, evrim teorisinin beş önemli sonucu olduğunu ve Darwin'in bunları çok iyi anladığını ifade ediyor:

1) Hiçbir tanrının varlığına ihtiyaç yoktur.
2) Ölümden sonra hayat yoktur.
3) Etik değerler nihai olarak her türlü temelden yoksundur.
4) Hayatın nihai olarak hiçbir anlamı yoktur.
5) İnsanın özgür iradesi diye bir şey yoktur. (2)

Nitekim Batı'da ve ABD'de evrim teorisini benimseyen bilim adamlarının çok büyük çoğunluğu ateist oluyor. Meşhur Nature dergisinde 1998 yılında yayınlanan bir çalışmaya göre ABD Ulusal Bilim Akademisi üyeleri arasında Tanrı'nın veya ahiretin varlığına inanan bilim adamları yalnızca yüzde 7 dolayındaydı.(3) Aynı çalışmanın sonuçlarına göre, biyoloji, yüzde 5,5'lik oranla bütün bilim dalları içinde herhangi bir yaratıcıya inananların en düşük olduğu bilim dalıydı.

"Ateist Afiş" kampanyasının mimarı ve Neo-Darwinizm'in katı savunucularından Richard Dawkins'e göre ateizm Darwinizm'in mantıksal bir sonucudur. Dawkins, Kör Saat Ustası isimli kitabında, Darwin'in Türlerin Kökeni isimli kitabının basıldığı 1859 yılından önce dünyaya gelmiş olsaydı ateist olabileceğini hayal bile edemeyeceğini yazıyor. (4) Dawkins, ateist olmayı sağlıklı düşünmeye eşdeğer görüyor. Daha da ileri gidiyor, inananları delirmekle itham ediyor. Aklını kaybetmiş insanların kendilerini avutmaları gibi, inananların da kendilerini avuttuğunu iddia ediyor. New York Times'ta çıkan bir makalesinde evrim teorisini inkâr edenler için, "Ya cahil, ya aptal veya delidir (veya içine şeytan girmiştir; ancak böyle olduklarını düşünmek istemiyorum)." (5) diyor. Şiddetle itham ettiği dinlere ateizm namına savaş açtığını söylüyor. "Doğaüstü her şeye savaş ilan ediyorum; nerede ve ne zaman karşıma çıkarsa çıksınlar." (6) "Ateist Afiş" kampanyası bu savaşın yeni bir cephesi. Evrim kılıcıyla bütün dinlere karşı açılmış bir savaş. İnsanı gerçek atasından koparan bir savaş. Onun imanına kasteden bir savaş. Onu hayvan derecesine indiren bir savaş. Avrupa kaybetti bu savaşı. Bakalım Asya ne yapacak?

***

DİPNOTLAR
1-E. O. Wilson, On Human Nature, s. 192, Harvard University Press, Cambridge 1978.
2-William Provine, Evolution: Free will and punishment and meaning in life, Darwin Day Keynote Address, 1998.
3-Larson, Edward J., Larry Witham, Correspondence: Leading scientists still reject God, s. 313, Nature dergisi 394 (6691), 1998.
4-Richard Dawkins, The Blind Watchmaker, s. 5, W. W. Norton, Londra 1986.
5-Richard Dawkins, New York Times, s. 34, 9 Nisan 1989.
6-Richard Dawkins, The GOD Delusion, s. 36, Houghton Milton Company, New York 2006.

Dr. Furkan Aydıner / Florida Üniversitesi Öğretim Üyesi (ZAMAN)

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar